Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Eğitim Sen Yalova Şubesi: “Sefaleti Kabul Etmiyoruz!”

Eğitim Sen Yalova Şubesi, “Sefaleti kabul etmiyoruz! İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz!” diyerek basın açıklaması gerçekleştirdi.

Haber Giriş Tarihi: 16.01.2024 12:19
Haber Güncellenme Tarihi: 16.01.2024 12:19
Kaynak: M. Tunç Tanrıverdi
https://www.yalovahayat.com/
Eğitim Sen Yalova Şubesi: “Sefaleti Kabul Etmiyoruz!”

Eğitim Sen Yalova Şubesi, zam yağmurunun temel tüketim maddelerinden, gıda ürünlerine, akaryakıt ürünlerinden tekel ürünlerine varıncaya kadar iğneden ipliğe sürdüğünü belirtti. Eğitim Sen zamları eleştirerek, yoksulluğun arttığına dikkat çekti. Eğitim Sen Yalova Şube Başkanı Hasan Türk, yaptığı açıklamada konuya ilişkin şu bilgileri açıkladı;

“İşçisinden, asgari ücretlisine kamu emekçisinden asgari ücretlisine hepimizin ücret artışlarında TÜİK’in bu sanal verileri temel alınıyor. Yani TÜİK emeği ile geçinen tüm kesimlerin maaş-ücret artışında patron konumuna gelmiş bulunuyor.

Dolayısıyla yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı ile TÜİK’in sanal enflasyonu arasındaki makas büyürken satın alma gücümüz her geçen gün düşüyor, yoksulluğumuz artıyor.

Her yıl aynı oyun sahneleniyor. Sadece son üç yıl üzerinden baktığımızda bile maaşlarımızın-ücretlerimizin nasıl iç edildiğini görüyoruz.

Yıl 2021: Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre 2021 yılı enflasyonu %83 olarak açıklanmıştı. TÜİK’in açıkladığı oran ise %36 ile bunun yarısının bile altında kalmıştı.

Yıl 2022: Zam fırtınasının hiç dinmediği koşullarda TÜİK yıllık enflasyonu ekim ayı itibari ile %85’i geçmişti. Zam yağmuru devam etmesine rağmen TÜİK aralık ayında yıllık enflasyonu %64 olarak açıkladı. Ancak ENAG verilerine göre 2022 enflasyonu TÜİK verisinin tam 73 puan üzerinde, 7 olmuştu.

Yıl 2023: Hükümet bir önceki Orta Vadeli Programda (OVP) %8 olan enflasyon hedefini önce %24,9’a çıkardı. Yılın daha ilk birkaç ayında bu hedefin tutmayacağı anlaşılınca hedef iki kattan fazla arttırılarak temmuzda %58’e çıkarıldı. Bunun da tutmayacağı görülünce enflasyon hedefi bu kez 6 Eylül 2023 tarihinde açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) %65’e çıkarıldı. ENAG ise 2023 yılında enflasyonun TÜİK rakamını ikiye katlayarak 7 arttığını açıkladı.

Tüm bunlara rağmen iktidar sözcüleri 3 Ocak’ta açıklanan verilerden sonra hiç sıkılmadan “yıllık enflasyon %64,77 oldu. Hedeflediğimiz %65’in altında kaldı” diyorlar.

Kısacası yılın başındaki enflasyon hedefini kademe kademe 2,5 kat artıranlar, yılın sonunda bu hedefin 0,23 puan altında kaldık diyerek hepimizle dalga geçiyorlar.

Oysa ülkemiz TÜİK’in bu sanal rakamlarına göre bile enflasyonu en yüksek ülkeler sıralamasında liderliği kimseye bırakmıyor. 

OECD enflasyon ortalaması %5,5 iken Türkiye’de enflasyon TÜİK’in çarpık rakamlarına göre bile bunun yaklaşık 12 katına ulaşmıştır.

36 ülkenin üyesi olduğu OECD içinde Türkiye’den sonra enflasyonu en yüksek olan ülke ile Kolombiya’dır. Yani Türkiye OECD içinde enflasyon sıralamasında en yakın rakibini 6’ya katlamaktadır.

Yine tüm dünyada gıda enflasyonu son 6 aydır düşerken Türkiye’de artmaya devam etmektedir.  Türkiye’de dar gelirli kesimler için en önemli kalem olan gıda enflasyonu (%72) OECD ortalamasının (%6,7) 11 katına ulaşmıştır.

Yeni yıla girdik. Ama değişen bir şey yok. Zam yağmuru temel tüketim maddelerinden, gıda ürünlerine, akaryakıt ürünlerinden tekel ürünlerine kadar iğneden ipliğe sürüyor.

Bu koşularda Ocak 2024 itibari ile altı aylık enflasyon farkı (%29,78) artı toplu sözleşme artışı () ile maaşlarımızın toplamda %49,25 artacak olması büyük bir müjde gibi sunuluyor.

Oysa bu “müjde” koskoca bir yalandan ibarettir.  Çünkü ücretlerde enflasyon oranında artış demek dünyanın her yerinde sıfır zam demektir. Yaşanan gerçek hayat pahalılığının suni TÜİK rakamları ile yarı yarıya düşük gösterildiği Türkiye’de ise bunun anlamı emekçilerin cebinden çalmaya devam etmek demektir.

Nitekim bugün aldığımız maaşlar, elimizdeki bordrolar yıllardır sürdürülen bu soygun düzenini ispatlamaktadır.  Buna göre:

Eşi çalışmayan, 2 çocuklu, en düşük kamu emekçisi maaşı eş ve çocuk yardımı dahil 32 bin 835 TL’de, ortalama kamu emekçisi maaşı ise yine eş ve çocuk yardımı dahil 35 bin TL’de kalmıştır.

Üstelik 2023 yılı temmuz ayında geçilen “yeni maaş rejimi” ile bu tutarların 12 bin TL’si “ilave seyyanen ödenek” ortalama 5 bin TL’si ise “ek ödeme” adı altında taban aylığa yansıtılmayacak tutarlardır. Kısacası cebimize giren maaşın yarısı emekli aylığımıza yansıtılmayacaktır.

Mevcutta 7.500 TL olan en düşük emekli aylığının ne kadar artacağı ise hala belirsizdir.  Eğer altı aylık enflasyon (%37,6) artışı uygulanırsa en düşük emekli aylığı 10 bin 320 TL’ye çıkacaktır. Bu nedenle geçtiğimiz yıl ilave seyyanen ödenekten de yararlandırılmadığı için sefalete itilen milyonlarca emekli bu rakama refah payı eklenmesini bekliyor. Ama refah payı dahi eklense en düşük emekli maaşı 11 bin TL ile açlık sınırının da asgari ücretin de altında kalacaktır.

En önemlisi önümüzdeki günlerde de TÜİK sahte enflasyon rakamları açıklamaya devam ettikçe, adaletsiz gelir vergisi dilimleri sürdükçe, TL döviz karşında değer yitirdikçe bugün yapılan artışların bir iki ay içinde hiçbir karşılığı kalamayacaktır. Hepimizin maaşları, ücretleri sefalet düzeyine daha fazla yaklaşacaktır.

Bizler yoksullukta, sefalette eşitlenmek değil, hak ettiğimiz refahta birleşmek istiyoruz.

Bunun için:

Öncelikle tüm kamu emekçilerine bugün için brüt 12 bin 147 TL olarak verilen ilave seyyanen ödeneğin taban aylık katsayısına dâhil edilmesini istiyoruz.

Ardından en düşük kamu emekçisi maaşının eş, çocuk, kira ve ulaşım gibi yardım kalemleri ile bugün 50 bin TL olan yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını istiyoruz.

Bu rakamın her üç ayda bir yoksulluk sınırında yaşanan artışa göre güncellenmesini, üzerine her çeyrekte yaşanan büyüme rakamlarının refah payı olarak eklenmesini istiyoruz.

En düşük emekli aylığının 16 yıl önceki seviyeye yani asgari ücretin 0’una çıkarılarak net 18 bin 700 TL’ye çıkarılmasını istiyoruz. 

Gelir vergisi birinci dilim oranının ten ’a düşürülmesini, yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini istiyoruz.

Tüm kamu emekçilerine ücretsiz öğlen yemeği istiyoruz. İşyerinde yemek çıkmayan kamu emekçilerine aylık 4 bin TL yemek yardımı verilmesini istiyoruz.”

M. Tunç Tanrıverdi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.