BÜLENT GÜLERE-Posta : yalova@yalovahayat.com
Verilen sözlere ne oldu?
Yazarın diğer yazıları :
Yalova’da seçim zamanları hareketli sözler, iddialar, yerini sessizliğe bıraktı. Seçim meydanlarında sürekli dile getirilen, sosyal medyada herkesin tartışmasına yol açan yatırım sözlerinin akıbetini merak etmeye başladık. Özellikle hastane projesi heyecan verici bir projeydi ve temelli bile atıldığı iddia ediliyordu. İhalesi yapılmış yatırımı unutturmamak açısından yazıyorum, bir yetkili çıkıp son aşaması hakkında bilgi verir herhalde. Sonrasında kentsel dönüşümü sormak istiyorum söz verenlere. Ne oldu kentsel dönüşüm. Dönüşmeyi bina bazında mı düşünmeliyiz acaba. Bina bazında kentsel dönüşüm olmayacağına göre söz verenlerden bu konuda da açıklama bekliyoruz. Bir de Yalova’da işyeri açan, mal mülk sahibi olan Suriyeli diye nitelendirdiğimiz ama hangi ülkeden olduklarını da pek anlamadığımız Araplar için ne yapıldığını merak ediyoruz. Devlet politikası olarak kabul edilen bu müstakbel vatandaşlarımızın önemli bir bölümü emlakçılıkla uğraşır durumda. Alıyorlar, satıyorlar, komisyonları ceplerine indiriyorlar ve Türklerden ses yok. Bunu bir Türk yapsa, yer yerinden oynardı. Emlakçılık dışında bir de taksicilikleri var, önemli bir durum ama bizim taksicilerimizden de bu konuda ses seda yok. Sessiz kalmak, kabullenmek ne kadar doğru, bunu işkollarında çalışan kesime sormak gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde sabah saatlerinde sahildeki bir cafede oturup kahve içmek istedim. Garson geldi ve ona 1 az şekerli kahve istediğimi söyledim. Arap olduğu için anlamadı ve ocakta bulunan diğer bir Arap çalışanı çağırdı. O da Arapça bir şeyler söyledi ve kahve konusunda yine anlaşamadık. Yan masada oturan genç bir Arap işletmeci konuya dahil oldu ve kahve konusunda çat pat Türkçe bana sorular sordu. Sonra İngilizce biliyor musunuz? diye bir söz söyledi. Ya Arapça, ya da İngilizce söyleyin dedi. Çünkü az şekerli kahveyi o da anlamamıştı. Neyse, İngilizce az şekerli kahveyi anlatmaya çalıştım ve hepsi anlamış gibi gülüşüp tamam dediler ve kahveyi yapmaya gittiler. 3 kişi nasıl bir kahve yapıyor diye de merak etmedim değil. Sonra kahve geldi, nasıldı derseniz? Şekersizdi. 3 kişi ancak o kadar anlamıştı. Şekersiz kahveyi içerken uzun uzun düşündüm ve vah ülkem vah, kendi ülkemde tercümana ihtiyaç duyacağımı hiç düşünmemiştim. En çok üzüldüğüm nokta da, Arap çalışan ve diğerlerinin bana Arapça ya da İngilizce söylemem konusunda telkinde bulunmalarıydı. Kendi ülkemde, kendi şehrimde yabancı durumuna gelmiştim. Acaba ben mi İngilizce ve Arapça öğrenmem, onların mı Türkçe öğrenmesi gerekli diye düşünüp durdum. Tabii ki, her hak onlarda ve onlar haklı. Biz kimiz ki! Sağlıkta öncelikliler, eğitimde öncelikliler, desteklerde- maaşlarda öncelikliler. Onlar elit müstakbel vatandaş, biz kaldık 2. Derecede vatandaştan. Kendi ülkemizde yabancılaşmayı maalesef ki kabul eder duruma geldik. Halbuki, bütün ülkeler kendi vatandaşını ön planda tutar ve destekler. Bizde neden böyle anlamış değilim. Gelen insanların misafir durumları geldi de geçiyor bile. İşyeri açacaklarsa önce Türkçe öğrenmeleri, sonra hizmet sektörüne adım atmaları daha doğrusu değil mi? Sonra da bu ülkenin, şehrin yaşamına uyum sağlamaları gerektiğini düşünüyorum. Ama yönetenlerimiz, ‘Araplar size uymaz, siz Araplaşın’ der gibiler. Böyle giderse, yakın zamanda nasıl birlikte yaşanacak göreceğiz? İlkokul çocukları bile Suriye’nin başkenti neresi? diye sorulduğunda cevap olarak Yalova diyorsa, gidişat kötü. Güzel, mutlu günler dileyip bu haftaki yazımı sonlandırmayı Arapça yazmak isterdim ama maalesef beceremedim, yöneticilerimizden ve şehrimizin sahibi haline gelen Araplardan özür dilerim.



Yorum Ekle

Arkadaşına Gönder

Yazdır
Henüz yorum eklenmemiş.
 
  KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ANKET
yok
yok


© Copyright 2004-2019 Yalovahayat.Com
Tüm hakları saklıdır.
Code By Asilweb


Yalova Hayat'ta kullanılan resim ve fotoğraflar hiç bir şekilde, kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.
Kullananlar hakkında yasal işlem başlatılır.