Hava Durumu
hayat bankası

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞINI ÖNLEMEK

Yazının Giriş Tarihi: 02.03.2017 00:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.03.2017 00:00
Uluslararası ilişkilerde askeri gücün rolü ve öneminin giderek arttığı görülüyor. Dünya genelinde ve bilhassa Orta Doğu, Afrika, Yakın ve Uzak Doğu olarak tabir edilebilecek coğrafyalarda uzun zamandan beri istikrarsızlık hakim. Elbette bu hususta küresel nizamın değişken olması ve devletler ile bölgeler arası güç dengesinin dinamik yapısı, daimi barış ortamının oluşturulmasında en büyük engellerden biri. Rusya ve ABD mücadelesi Avrasya üzerinde olacak Avrasya ve Orta Asya olarak tabir edilen coğrafya üzerindeki mücadele devletlerin rekabet alanı olarak kendini gösteriyor. Bu rekabetten hangi gücün üstün geleceğine dair pozitif eğilimler ise ister istemez aktörleri birbirleri ile yakınlaşmaya ve işbirliğine yöneltiyor. Örneğin Orta Asya bölgesinin sahip olduğu zengin enerji kaynakları ABD ile Rusya’yı bölgeyi kimin kontrol edeceği hususunda karşı karşıya getirmeye devam edecek. Rusya, Sovyetler Birliği’nden kalan bu toprakları kendi arka bahçesi ve Batı’nın Rusya’yı çevreleme politikasında anahtar konum olarak değerlendirdiğinden, Orta Asya bölgesinde yer alan devletleri kendine yakın tutmaya gayret ediyor. ABD içinde bölgenin önemi George W. Bush’un yardımcısı Dick Chenney’in 1998 yılında Kazakistan’da katılmış olduğu konferansta söylemiş olduğu şu sözlerle çok net ifade edilebilir: “Tarihin hiçbir döneminde Hazar bölgesi kadar bir anda böylesi bir stratejik öneme sahip bir toprak parçası hatırlamıyorum.” Güvenlik meselesi ekonomik büyüme politikalarından daha önemli Dünyanın geri kalanına bakıldığında örneğin istikrarsızlığın kronik hale geldiği Orta Doğu coğrafyasına yönelik tehditler daha büyük tehditler üzerine kuluçkalamaya devam ediyor. Artık sürekli olarak terörizm, etnik ve mehzepsel bölünmeler ihraç edilirken, bu durum büyük aktörlerinde vekalet savaşı yürüttükleri, bir nevi “3. Dünya Savaşının” notaları belirliyor. Çünkü küçük veya büyük ölçekli neredeyse tüm devletler ekonomik büyüme hedefinden ziyade güvenlik meselesini öncelikli ulusal çıkarları haline getiriyor. Trump’ın ABD-Rusya ittifakı ihtimali ABD’nin Asya-Pasifik politikasına karşı ünlü Rus düşünür Alexander Dugin tarafından geliştirilen “Yeni-Avrasyacılık” anlayışı, bilhassa ABD’nin bölgesel planlarından biri olan Hazar’ı Karadeniz’in Türkiye sahilleri ile birleştiren bir jeopolitik kuşak haline getirme amacına karşı geliştirilmiştir. Bu sayede ABD, Hazar-Karadeniz kuşağını Rus kontrolünden çıkarmak ve bu yolla da enerji nakil hatlarını Rusya ve İran etki alanından uzaklaştırmak isteyecektir. Şuan da her ne kadar Suriye meselesinde Rusya ve ABD, bilhassa Başkan Trump’ın yeni dış politika anlayışıyla beraber ABD-Rus yakınlaşması bekleniyor olsa da, uluslararası ilişkilerinin doğası gereği bunun mutlak beraberlik olması imkansız. Ukrayna krizi ve Kırım’ın ilhakı bunun en somut örneklerinden biri olarak gösterilebilir. Askeri harcama ve silahlanma yeni bölünmelere zemin hazırlar ABD’de Trump dönemi ile birlikte Amerikan dış politikası ve askeri stratejilerinde daha sert ve proaktif politika izlenmesi beklenebilir. ABD Başkanı Trump, 2018 mali yılına dönük federal bütçede savunma harcamalarını 54 milyar dolar daha arttıracağını planlaması bunun kanıtı fakat ABD’nin içe dönme politikasının buna ne kadar izin vereceği belirsiz. Diğer taraftan Çin diplomatik ve askeri kapasitesini arttırıyor. Güçlü komşusu Rusya’nın da buna mukabil güçlenmeye gitmesi istikrarlı bir dengenin tesis edilememesi durumunda Avrasya coğrafyasında yeni ayrışmalara yöneltebilir. Bunun için yeni bölgesel kurumlar inşa edilebilir. Sonuç olarak “Yeni Büyük Oyun” hem eski Sovyet coğrafyasında hem de Orta Doğu’da sahnelenmeye devam ediyor. Bölgesel ve büyük devletler bu oyun içerisinde kendilerine en az zarar, en yüksek fayda sağlayacak hesabın içindeler. Fakat küreselleşmenin çok daha zayıfladığı ve korumacı milli politikaların benimsediği bu süreçte küresel ticarette ilerleme beklenmemeli. Avrupa Birliği topraklarında “yeni Trumpların” çıkma olasılığı ve sosyal refahın giderek kötüleşmesi barış ve istikrar ihtimali yerini çatışma ve kaoslara bırakabilir. Dünyayı 1914-1945 arası yaşanılan iki büyük dünya savaşın bir yenisinden koruyacak bir uluslararası güvenlik sistemi halen yok. 3. Dünya Savaşı’nın yıkımı toplumsal, ekonomik ve demografik olarak çok daha ağır neticeler doğuracak.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.