Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yalova Deprem

Yalova Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yalova Deprem haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok” Haber

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok”

Yalova’nın kültürel zenginliğini yansıtan ve Çiftlikköy ilçesinde geniş bir katılımla gerçekleştirilen geleneksel Tepreş Şenlikleri, bu yıl bilim dünyasının önemli bir ismini ağırladı. Türkiye'nin tanınmış jeologlarından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, şenlik kapsamında Yalovalı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlik alanında Marmara Denizi'ndeki fay hatları, deprem senaryoları ve Yalova'nın zemin-deprem ilişkisi üzerine ezber bozan bilimsel açıklamalarda bulunan Üşümezsoy, kamuoyunda sürekli yaratılan büyük deprem korkusunun rasyonel bir temelinin olmadığını savundu. 17 Ağustos 1999 depreminde kırılan hatların yapısını mekanik ve zamansal olarak analiz eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fay hatlarının enerji biriktirme döngülerini canlı dokulara benzetti. Üşümezsoy, Çiftlikköy'deki konuşmasında, "17 Ağustos 1999’da fay hattı Yalova’dan kırılmaya başladı; Hersek Burnu’ndan İzmit’e, oradan Gölcük ve Sapanca’ya kadar uzanan hat boyunca bir kırılma gerçekleştirildi. Faylar da tıpkı canlı bir doku gibi, kırıldıktan sonra yeniden sağlamlaşmak için belirli bir süreye ihtiyaç duyar. Bu zaman dilimi açısından baktığımızda bölgedeki faylar 1719 ve 1766 yıllarında kırılmıştı. 1999 depreminin ardından Çınarcık önündeki fay hattı da uzun yıllar sürecek bir sessizliğe gömülmüş durumdadır. Ancak nedense konuyla ilgili olsun olmasın herkes, çeşitli açıklamalarla toplumu provoke ediyor. Ben bu bilimsel gerçeği dile getirmeme rağmen, hâlâ 'Yalova’da risk ve stres birikiyor' şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Oysa 1894 ve 1999 örneklerinde de gördüğümüz gibi; bir kemik nasıl kırıldıktan sonra hemen tekrar kırılmaz ve ancak kaynadıktan sonra kırılabilecek duruma gelirse, faylar için de aynı durum geçerlidir. Deniz içinden geçen 10 kilometre derinliğindeki ve 130 kilometre uzunluğundaki bu koridorda fay kırıldığında, o bölge tekrar sağlamlaşır ve ancak bu süreçten sonra stres biriktirmeye başlar. Yılda yaklaşık 2 santimetrelik bir hareketle; 100 yılda 2 metre, 300 yılda ise 6 metrelik bir enerji birikir. Nitekim Gölcük’teki 6 metrelik kırılma, yaklaşık 300 yıllık bir stresin boşalmasıydı” dedi. Marmara'da 250 yıllık sürenin dolduğu ve büyük bir felaketin kapıda olduğu yönündeki tezlerin tarihi ve jeolojik gerçeklerle uyuşmadığını belirten Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Bu noktadan hareketle, 1894 ve 1999 yıllarında kırılmış bir fay hattının mevcut durumda büyük bir risk taşımadığını tekrar belirtmek gerekir. 1999 depreminden sonra birçok uzman, fayın Körfez’den çıkıp Yalova ve Adalar üzerinden tüm İstanbul’u etkileyecek şekilde kırılacağını iddia etmişti. Oysa o hat üzerinde yeterli stres birikmemişti. Fay, Yalova-Çınarcık kıyısından batıya doğru ilerliyor ancak 1894’te orada büyük bir deprem yaşandığı için bölgenin yakın vadede risk taşımadığını vurgulamıştık. Örneğin pek çok kişi, 'İstanbul’da 1766’dan beri deprem olmadı, 250 yıllık süre doldu, bu yüzden büyük bir deprem kapıda' şeklinde bir söylem geliştirdi. Bir jeolog olarak ben buna 20 yıldır karşı çıkıyorum. Nitekim Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu gibi kıymetli tarihçiler de 'Jeologlar İstanbul’un 1766’dan beri kırılmadığını söylüyor ancak 1894 depreminde, 1766’ya kıyasla 10 kat daha fazla bina yıkılmış demek ki 1894’te büyük bir kırılma var' diyerek bu durumu teyit ediyorlar. Peki, bazı jeologlar bu veriyi neden göz ardı ediyor? Çünkü sürekli 'yeni bir deprem gelecek' söylemini sürdürmek istiyorlar” diye konuştu.

Yalova yine en büyük risk altında Haber

Yalova yine en büyük risk altında

Marmara Bölgesi'nin sismik hareketliliğini ve yaklaşan büyük tehlikeyi gözler önüne seren korkutucu bir bilimsel çalışma yayımlandı. Hacettepe Üniversitesi Yerbilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Bülteni’nde yer alan yeni makale, bölgedeki sismik riskin ne denli kritik bir boyuta ulaştığını net bir şekilde ortaya koydu. İstanbul-Cerrahpaşa Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi bünyesinde görev yapan yerbilimcilerin ortaklaşa imza attığı bilimsel çalışma, Marmara Denizi altındaki büyük tehdidi deşifre ederken, coğrafi konumu ve zemin yapısı nedeniyle Yalova için de adeta kırmızı alarm verdi. Bilim insanları, deniz tabanında biriken devasa enerjinin açığa çıkmasıyla yaşanacak bir mega depremin, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde çok büyük acılar yaşayan Yalova'yı sismik olarak doğrudan etkileyeceğini ve en fazla zarar görecek illerden biri yapacağını bildirdi. KIRILMA YALOVA ÇINARCIK HAVZASI’NDAN BAŞLAYACAK Yayımlanan bilimsel makalede öne çıkan en kritik detay, olası bir mega deprem senaryosunun başlangıç noktasına yönelik oldu. Uzmanların modellemelerine göre, olası büyük deprem dalgası, 1999 İzmit depremi kırığının Çınarcık Havzası’na ulaşan en batı ucundan, yani Yalova kıyılarının hemen açığından başlayacak. Buradan başlayacak enerji boşalımının, Tekirdağ Havzası’nın batı kenarına kadar uzanan yaklaşık 160 kilometrelik dev fay hattını kesintisiz olarak bütünsel bir şekilde tek seferde kırabileceği üzerinde duruluyor. 1999 İzmit ve 1912 Mürefte-Şarköy depremleri arasında kalan bu kesintisiz hat, sismik enerjinin onlarca yıldır biriktiği devasa bir “sismik boşluk” (seismic gap) niteliği taşıyor. 2019 VE 2025 DEPREMLERİ KRİTİK EVRENİN HABERCİSİ OLDU Ana Marmara Fayı’nın sismik tehlike açısından artık dönüşü olmayan kritik bir evreye girdiğinin altını çizen yerbilimciler, son yıllarda yaşanan hareketliliklere dikkat çekti. Raporda, bölgede 26 Eylül 2019 tarihinde meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki sarsıntı ile yakın dönemde, 23 Nisan 2025 tarihinde yaşanan 6.2 büyüklüğündeki orta ölçekli depremlerin fay hatlarındaki stres birikimini ve kırılma eğilimini tehlikeli biçimde tetiklediği aktarıldı. Bu sarsıntıların ardından hattın her an 7 ve üzeri büyüklükte yıkıcı bir mega deprem üretebilme potansiyelini en yüksek seviyede koruduğu vurgulandı. Uzmanlar, Yalova ve çevresindeki tüm yerleşim birimlerinin deprem gerçeğini bir an bile unutmadan, kentsel dönüşüm, yapı stoku modernizasyonu ve afet lojistiği hazırlıklarına en üst düzeyde hız vermesi gerektiğinin hayati önem taşıdığını hatırlattı.

Profesörlerden Yalova için birbiri ardına korkutan uyarı Haber

Profesörlerden Yalova için birbiri ardına korkutan uyarı

Marmara Bölgesi'nde olası beklenen büyük depremle ilgili bilim dünyasından gelen peş peşe uyarılar, Yalova başta olmak üzere bölge genelinde tedirginliği artırdı. Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Prof. Dr. Süleyman Pampal, Prof. Dr. Naci Görür ve Dr. Ramazan Demirtaş, mevcut sismik riskleri değerlendirerek özellikle Gemlik, İznik ve Güney Marmara hattına dikkat çekti. Bilim insanları, Kuzey Anadolu Fayı'nın henüz kırılmamış segmentlerinin büyük bir enerji biriktirdiğini ifade etti. MORİWAKİ: "GÜNEY KOLU UZUN ZAMANDIR KIRILMADI" Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Marmara’nın kuzey kolundaki riskin bazı kırılmalarla bir miktar değiştiğini ancak güney hattının daha tehlikeli hale geldiğini belirtti. Moriwaki, değerlendirmesinde, "Geçen yıl 23 Nisan'da Silivri tarafında, yani 170 kilometrelik alanın orta fay hattında kırılma olduğu söylendi. Küçükçekmece'den Yalova Çınarcık'a kadar olan mesafe sadece 70 kilometre. Büyük bir deprem için kırılmanın 150 kilometre olması lazım, bu nedenle kuzey kolunda risk bir miktar azaldı diyebiliriz. Ancak güneydeki fay hattı; Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir'e gidiyor. Bu hat uzun zamandır kırılmadı. Özellikle Bandırma'da 450 yıldan fazla süredir deprem olmuyor ve burası riskli. Genel olarak zemini iyi olsa da büyük deprem açısından dikkatle izlenmeli" sözlerine yer verdi. PAMPAL: "İSTANBUL 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREMLE KARŞI KARŞIYA" Prof. Dr. Süleyman Pampal ise Marmara Denizi’nde Kuzey Anadolu Fayı’nın 30 ile 35 kilometrelik bölümünün henüz kırılmadığına işaret etti. İstanbul’un 7’ye yakın büyüklükte bir depremle yüzleşmek zorunda olduğunu söyleyen Pampal, İznik-Gemlik hattının da yüksek risk taşıdığını belirterek depremi önlemenin mümkün olmadığını, tek çözümün yapı stokunu ivedilikle güçlendirmek olduğunu vurguladı. "ASIL TEHLİKE GEMLİK-İZNİK-GEYVE HATTINDA" Prof. Dr. Naci Görür ve Dr. Ramazan Demirtaş’ın açıklamalarında ise kamuoyunun dikkatinden kaçan daha büyük bir tehlikeye işaret edildi. Uzmanlar, genellikle İstanbul’a odaklanıldığı için Gemlik-Mekece-İznik-Geyve uzantısının göz ardı edildiğini savundu. Bu hattın her an 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem üretebileceğini belirten uzmanlar, bölgenin ciddi şekilde yıkıma maruz kalabileceği konusunda tüm kesimlerin haberdar edilmesi ve acil önlem alınması gerektiğini bildirdi.

“Riskleri yok edersek, ne zaman olacak diye yaşamımızı zehir etmeden yaşarız” Haber

“Riskleri yok edersek, ne zaman olacak diye yaşamımızı zehir etmeden yaşarız”

Yalova, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki Gölcük Depremi’nin ardından büyük zarar görmüş bir il olarak, deprem riski konusunda halkın endişeleri devam ediyor. Çok sayıda vatandaşın hayatını kaybettiği büyük deprem, akıllara geldikçe hala daha yüreklerdeki sarsıcı etkisini sürdürüyor. Vatandaşlar, Yalova’da yeniden büyük, yıkıcı bir deprem olup olmayacağını merak ediyor. Uzmanlar, Marmara Bölgesi’nde büyük bir deprem meydana geleceğini ifade ederken halkı ve yerel yönetimleri önlem alınması gerektiği konusunda uyarıyor, aynı acıların yeniden yaşanmaması adına bir an önce gerekli önlemlerin alınması gerektiği sık sık ifade ediliyor. "Riskleri yok edersek, ne zaman olacak diye yaşamımızı zehir etmeden yaşarız’’ MAG-DER Yalova da, bu konuya dair sosyal medyada önemli bir açıklama yaptı. Dernek, Yalova’nın deprem riski hakkında kaygı duymanın doğal olduğunu ancak, gerekli önlemler alındığında sürekli bir endişe içinde yaşamanın gereksiz olduğunu belirtti. MAG-DER, özellikle yapı güvenliğine dikkat edilmesi ve acil durum planlarının bir an önce oluşturulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca da, deprem anında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi, ‘’Deprem olacak mı? Kaç büyüklüğünde Olacak? Deprem önceden bilinir mi? Biri 7, biri 7.6, biri 7.8, diğeri çıkıp 6.5 diye konuşuyor, basında sosyal medyada haberler çıkmakta, bizlerde gördükçe paylaşıyoruz. Vurgulamak istediğimiz şu; Devlet, Yerel idareler ve birey olarak herkese bir görev düşmekte. Biz halk olarak Deprem öncesi, anı ve sonrasında neler yapacağımızı, deprem anında nasıl davranacağımızı bilirsek öğrenirsek. Yaşadığımız evimizi imkânlarımıza göre yapısal ve yapısal olmayan riskleri yok edersek, ne zaman olacak, kaç olacak diye yaşamımızı zehir etmeden yaşamaya devam ederiz. Sizlere bir telefon kadar yakınız, eğitim almayı ihmal etmeyin.’’ Murat Can Aytemur

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.