Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şener Üşümezsoy depremin adresini açıkladı Haber

Şener Üşümezsoy depremin adresini açıkladı

Marmara Denizi’nde son dönemde meydana gelen sismik hareketlilik, İstanbul’un deprem riskini yeniden gündeme getirdi. Uzmanların fayların niteliğine ilişkin tartışmaları da sürüyor. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar’dan Küçükçekmece’ye uzandığı belirtilen 90 kilometrelik fayın aktif olduğu iddiasına karşı çıktı. "DEPREM ORADA OLMAYACAK" Üşümezsoy, “Ben canlı yayınlarda ‘Adalar Fayı öyle bir fay değil’ demiştim. Deprem orada olmayacak, Düzce’de olacak” ifadelerini kullandı. Büyükada’nın güneyinde son günlerde meydana gelen depremlerin Adalar Fayı’nın aktif olduğu değerlendirmelere itiraz eden Üşümezsoy, söz konusu depremlerin farklı ve daha genç faylarla ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu. Adalar Fayı’nın jeolojik yapısını “Çin Seddi”ne benzeten Üşümezsoy, “Adalar Fayı dışta bir duvardır, Çin Seddi gibi yüzeyde duvarı vardır. O fayda hiçbir hareket yoktur” diye konuştu. “ADALAR FAYI ÖLÜDÜR” Üşümezsoy’a göre, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Marmara’nın farklı kesimlerinde meydana gelen depremler, Adalar Fayı’nın aktif olduğu şeklinde yorumlandı. Bu yaklaşımın bilimsel açıdan hatalı olduğunu savunan Üşümezsoy, Marmara’daki ikincil fay kollarındaki depremler ile Adalar Fayı’nın birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti. Üşümezsoy, “17 Ağustos’tan sonra yüzlerce deprem ikincil kollarla Bakırköy’de, Kartal’da ve Adalar’ın güneyinde meydana geldi. Bu depremleri Adalar Fayı’nda olacak bir depremin öncüsü gibi yorumladılar. Oysa ben Adalar Fayı’nın öyle bir fay olmadığını söyledim. Depremin Düzce’de olacağını ifade ettim” dedi. Adalar’ın güneyinde meydana gelen son depremlerin de Adalar Fayı’nın canlı olduğuna kanıt olarak gösterilmesine karşı çıkan Üşümezsoy, söz konusu sismik hareketlerin farklı ve daha genç fay yapılarıyla ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu. “Bu depremler Adalar Fayı’nda meydana geliyor gibi sayılmamalı. Adalar Fayı ölüdür. Bu ölü fayı kesen genç faylarda depremler meydana geliyor. Genç faylarda olan depremleri Adalar Fayı’nda olmuş gibi yorumluyorlar” ifadelerini kullandı. Mustafa Turan

Şener Üşümezsoy, Naci Görür'ün deprem açıklamalarına karşı çıktı Haber

Şener Üşümezsoy, Naci Görür'ün deprem açıklamalarına karşı çıktı

Marmara'da beklenen olası büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sosyal medya hesabından yayımladığı videoda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Naci Görür'ün "Tez zamanda büyük deprem bekliyoruz" açıklamasının ardından konuşan Üşümezsoy, büyük deprem beklentisine ilişkin değerlendirmelerin hangi fay hattına ve hangi bilimsel verilere dayandığının açıklanması gerektiğini söyledi. BÜYÜK DEPREMİN HABERCİSİ DEĞİL Üşümezsoy, Ereğli ve Silivri açıklarında meydana gelen bazı depremlerin Marmara'da büyük depremin habercisi olarak yorumlanmasının doğru olmadığını savunarak, bu tür değerlendirmelerin bilimsel temelden yoksun olduğunu ifade etti. 1912 yılında Marmara Adası açıklarında kırılan fayın "krip" olarak adlandırılan yavaş kayma hareketi yaptığını öne süren Üşümezsoy, bu nedenle bölgede stres birikmediğini ve görülen küçük depremlerin büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. 23 NİSAN'DA RİSKLİ BÖLÜM KIRILDI 23 Nisan'da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin Silivri-Kumburgaz fay segmentinde gerçekleştiğini belirten Üşümezsoy, 2019'daki 5,7 büyüklüğündeki depremle birlikte orta Marmara'daki bazı fay segmentlerinin kırıldığını dile getirdi. Bu bölgede kalan bazı kesimlerde stres bulunabileceğini ifade eden Üşümezsoy, olası depremlerin 5,5 ile 6 büyüklüğü arasında olabileceğini, ancak bunun 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem anlamına gelmediğini savundu. Mustafa Turan

Çiftlikköy’de Tepreş coşkusu yaşandı Haber

Çiftlikköy’de Tepreş coşkusu yaşandı

Mokamp alanında gerçekleştirilen etkinliğe Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele’nin yanı sıra Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Taşköprü Belediye Başkanı İsmail Arslan, Subaşı Belediye Başkanı Turan Canbay, Yalova Bal-Göç Başkanı Lütfü Özgür, Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, Yalova Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Cihan Yalvar ile Eskişehir ve Bursa’dan gelen Kırım Tatar Türkleri Dernekleri ve vatandaşlar katıldı. KALAKAY TIGIRTMASI, BOLLUK DOLU BİR YIL DİLEKLERİYLE YAPILDI Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri ve Yardımlaşma Derneği ve Çiftlikköy Belediyesi’nin iş birliği ile gerçekleştirilen etkinlik, İstiklal Marşı ve Kırım Marşı Ant Entkenmenin okunması ve saygı duruşu ile başladı. Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un, Kırım Tatarlarının özel günlerde oynadığı geleneksel çörek yuvarlama ‘Kalakay Tıgırtması’ ritüelini gerçekleştirmesinin ardından açılış konuşmasını Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri Derneği Başkanı Zeki Ertürk yaptı. Ertürk konuşmasında Kırım sorununun sadece Kırım’ın değil, Türk dünyasının sorunu olduğunu belirterek, “Uzun süredir hüzünlü günlerin etkisinde olan Kırım Tatar halkımız, bu şenlikte yeniden neşesini, birlik ruhunu ve enerjisini buldu. Bu anlamlı günde en büyük destekçilerimizden biri olan Belediye Başkanımız Adil Yele’ye teşekkür ediyoruz” dedi. “YALOVA’DA YAKIN ZAMANDA BÜYÜK DEPREM OLMAYACAK” Kırım Tatarı olan Jeoloji Mühendisi ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise konuşmasında Yalova’da yakın zamanda büyük bir deprem olmayacağını söyledi. Üşümezsoy, “Hem Yalova’daki hemşerilerimize, hem de sürekli Yalova konusunda deprem söylentileri ortada gezdiği için, onları bir nebze de olsa açıklamak için, seve seve geldim. Buradaki fay 1999’da zaten kırıldı, bundan evvelki fay 1719’da kırılmıştır. 1999’da kırıldıktan sonra bu anlamda Çiftlikköy’ün önündeki fay daha uzun yıllar susmuş durumda. Ama nedense bu konuyla ilgili ya da ilgisiz herkes provoke ediyor. Yakın zamanda böyle bir depremin olacağı iddiaları doğru değil" dedi. Üşümezsoy, büyük İstanbul depreminin yakın olduğunu savunanların da İstanbul’da son büyük depremin 1766’da olduğunu dillendirerek 1894 depremini es geçtiklerini ve bu söylemin popülerlik adına yapıldığını söyledi. “KIRIM, TÜRK DÜNYASININ AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele de konuşmasında, “Kırım Tatar kültürünün en güzel geleneklerinden biri olan Tepreş Şöleninde hemşehrilerimiz ile bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. Kırım Tatarları, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Tepreş şenliği ile kardeşlik ve dayanışma ruhunu güçlendiriyoruz. Bu anlamlı günde halk oyunlarından yırlara, kültürel etkinliklerden geleneksel kalakay tıgırtmasına kadar birbirinden değerli anlara tanıklık ettik. Bu güzel organizasyonda emeği geçen Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri Derneği’ne, katkı sunan herkese ve coşkusuyla şenliğe renk katan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Kültürümüzü yaşatan ve gelecek nesillere aktaran bu değerli buluşmaların daim olmasını diliyorum” dedi. Plaket töreninin ardından Anife Kurtseitova liderliğindeki Eskişehir Kırım Ailesi Topluluğu ile Bursa Kırım Halk Dansları Ekibi sahne alarak Kırım Tatar halk danslarından oluşan gösterilerini gerçekleştirdi. Etkinliğin son bölümünde Kırım ve Türk bayrakları birlikte dalgalanırken, geleneksel yırları ve etnik müzikleriyle sahneyi renklendiren ekiplerin gösterileri beğeniyle izlendi.

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok” Haber

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok”

Yalova’nın kültürel zenginliğini yansıtan ve Çiftlikköy ilçesinde geniş bir katılımla gerçekleştirilen geleneksel Tepreş Şenlikleri, bu yıl bilim dünyasının önemli bir ismini ağırladı. Türkiye'nin tanınmış jeologlarından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, şenlik kapsamında Yalovalı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlik alanında Marmara Denizi'ndeki fay hatları, deprem senaryoları ve Yalova'nın zemin-deprem ilişkisi üzerine ezber bozan bilimsel açıklamalarda bulunan Üşümezsoy, kamuoyunda sürekli yaratılan büyük deprem korkusunun rasyonel bir temelinin olmadığını savundu. 17 Ağustos 1999 depreminde kırılan hatların yapısını mekanik ve zamansal olarak analiz eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fay hatlarının enerji biriktirme döngülerini canlı dokulara benzetti. Üşümezsoy, Çiftlikköy'deki konuşmasında, "17 Ağustos 1999’da fay hattı Yalova’dan kırılmaya başladı; Hersek Burnu’ndan İzmit’e, oradan Gölcük ve Sapanca’ya kadar uzanan hat boyunca bir kırılma gerçekleştirildi. Faylar da tıpkı canlı bir doku gibi, kırıldıktan sonra yeniden sağlamlaşmak için belirli bir süreye ihtiyaç duyar. Bu zaman dilimi açısından baktığımızda bölgedeki faylar 1719 ve 1766 yıllarında kırılmıştı. 1999 depreminin ardından Çınarcık önündeki fay hattı da uzun yıllar sürecek bir sessizliğe gömülmüş durumdadır. Ancak nedense konuyla ilgili olsun olmasın herkes, çeşitli açıklamalarla toplumu provoke ediyor. Ben bu bilimsel gerçeği dile getirmeme rağmen, hâlâ 'Yalova’da risk ve stres birikiyor' şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Oysa 1894 ve 1999 örneklerinde de gördüğümüz gibi; bir kemik nasıl kırıldıktan sonra hemen tekrar kırılmaz ve ancak kaynadıktan sonra kırılabilecek duruma gelirse, faylar için de aynı durum geçerlidir. Deniz içinden geçen 10 kilometre derinliğindeki ve 130 kilometre uzunluğundaki bu koridorda fay kırıldığında, o bölge tekrar sağlamlaşır ve ancak bu süreçten sonra stres biriktirmeye başlar. Yılda yaklaşık 2 santimetrelik bir hareketle; 100 yılda 2 metre, 300 yılda ise 6 metrelik bir enerji birikir. Nitekim Gölcük’teki 6 metrelik kırılma, yaklaşık 300 yıllık bir stresin boşalmasıydı” dedi. Marmara'da 250 yıllık sürenin dolduğu ve büyük bir felaketin kapıda olduğu yönündeki tezlerin tarihi ve jeolojik gerçeklerle uyuşmadığını belirten Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Bu noktadan hareketle, 1894 ve 1999 yıllarında kırılmış bir fay hattının mevcut durumda büyük bir risk taşımadığını tekrar belirtmek gerekir. 1999 depreminden sonra birçok uzman, fayın Körfez’den çıkıp Yalova ve Adalar üzerinden tüm İstanbul’u etkileyecek şekilde kırılacağını iddia etmişti. Oysa o hat üzerinde yeterli stres birikmemişti. Fay, Yalova-Çınarcık kıyısından batıya doğru ilerliyor ancak 1894’te orada büyük bir deprem yaşandığı için bölgenin yakın vadede risk taşımadığını vurgulamıştık. Örneğin pek çok kişi, 'İstanbul’da 1766’dan beri deprem olmadı, 250 yıllık süre doldu, bu yüzden büyük bir deprem kapıda' şeklinde bir söylem geliştirdi. Bir jeolog olarak ben buna 20 yıldır karşı çıkıyorum. Nitekim Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu gibi kıymetli tarihçiler de 'Jeologlar İstanbul’un 1766’dan beri kırılmadığını söylüyor ancak 1894 depreminde, 1766’ya kıyasla 10 kat daha fazla bina yıkılmış demek ki 1894’te büyük bir kırılma var' diyerek bu durumu teyit ediyorlar. Peki, bazı jeologlar bu veriyi neden göz ardı ediyor? Çünkü sürekli 'yeni bir deprem gelecek' söylemini sürdürmek istiyorlar” diye konuştu.

Şener Üşümezsoy’dan Deprem iddialarına sert tepki Haber

Şener Üşümezsoy’dan Deprem iddialarına sert tepki

Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren açıklamasında daha öncede çok kez gündeme gelen İznik Gölü ile Adalar fayının aktif olmadığını ve Marmara’da 7 büyüklüğünde bir deprem beklentisinin gerçekten uzak olduğunu ifade etti. Türkiye’de deprem üzerine yaptığı açıklamalar ile dikkatleri üzerine çeken Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, katıldığı programda canlı yayında yine ezber bozan açıklamalarda bulundu. Özellikle New York Times’ta yayımlanan Türkiye’nin deprem haritasına ilişkin haberine yönelik yaptığı açıklamada bu tür batı kaynaklarına konu ile ilgili sert tepki gösterdi. “İSTANBUL VE ÇEVRESİNDE YIKICI YENİ BİR SARSINTI BEKLEMİYORUM “ New York Times ve Nature gibi gazetelerde yayımlanan haritaların popülist yaklaşımlar olduğunu öne süren Üşümezsoy, 99 depreminden sonra “30 yıl içinde %67 risk” diyen makalelerin süresinin dolduğunu ve bu iddiaların gerçekleşmediğini söyledi. İddia edilen büyük deprem modellerinin ne tarihte bir karşılığı olduğunu ne de gelecekte yaşanma ihtimali bulunduğunu vurgulayan Üşümezsoy, 17 Ağustos 1999 depreminin beklenen “son büyük deprem” olduğunu, bu sebeple İstanbul ve çevresinde yıkıcı yeni bir sarsıntı beklenmemesi gerektiğini yineledi. Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren kritik bir tespitte bulunarak İznik Gölü fayının aktif olmadığını belirtti. Adalar fayı için de benzer bir değerlendirme yapan Üşümezsoy, bu hatlar üzerinden yapılan “7 ve üzeri büyüklükte deprem” tahminlerinin gerçekleri yansıtmadığını ifade etti. Mustafa Turan

Şener Üşümezsoy, Esenköy- Çınarcık hattına dikkat çekti Haber

Şener Üşümezsoy, Esenköy- Çınarcık hattına dikkat çekti

Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Sözcü TV'de katıldığı programda Marmara'daki fay hatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzun süredir gündemde olan Yalova-Çınarcık ile Esenköy–Bozburun hattına dikkat çeken Üşümezsoy, popüler söylem olan "Adalar Fayı kırılacak" iddialarına kesinlikle katılmadığını belirtti. Üşümezsoy, Marmara'da risk teşkil eden tek aktif fayın Silivri'den Büyükçekmece'ye kadar deniz içinde uzanan segment olduğunu ifade etti. Bu hattı haritada yalnızca kırmızı renkle işaret ettiğini anlatan bilim insanı, bunun sebebini "başka aktif bir fay yok" sözleriyle açıkladı. MARMARA'DA KIRILACAK BÜYÜK BİR SEGMENT KALMADI Üşümezsoy, Marmara Denizi'ndeki fay segmentlerinin tarihsel süreçte tek tek kırıldığını ve enerjilerini boşalttığını vurgulayarak “1912'de Saros'a kadar olan kesim kırıldı. 1894'te farklı bir segment kırıldı. 1999'da ise Yalova–Çınarcık–Esenköy kesimi kırıldı” sözlerini sarf etti. Prof. Üşümezsoy, "Kırılan bir fay tekrar kırılmaz; bu önemli bir ilkedir. Dolayısıyla Marmara'da kırılacak hat kalmadı." diyerek ana tezini yineledi. 6,5'LUK DEPREM" İDDİALARINA CEVAP Yalova- Esenköy- Çınarcık hattında biriken stres iddialarına karşı çıkan Üşümezsoy, o bölgedeki fayın deprem üretecek birikmiş enerjisinin olmadığını öne sürdü. Bu hattın maksimum 6,5 büyüklüğünde deprem üretme kapasitesi olmasına rağmen, enerjinin olmaması durumunda depremin de gerçekleşmeyeceğini belirtti. Üşümezsoy, o bölgedeki enerjinin 1894 depremi ile tüketildiğinin altını çizdi. Esenköy'den Bozburun'a doğru fiziksel olarak bir fay hattı bulunduğunu ancak bu hattın dahi büyük bir depremi tetikleyecek stresi taşımadığını söyleyen Üşümezsoy, "Adalar'a giden bir fay yok. Bu nedenle Adalar depremi söylemi doğru değil" ifadelerini kullandı. Mustafa Turan

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.