Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çiftlikköy’de Tepreş coşkusu yaşandı Haber

Çiftlikköy’de Tepreş coşkusu yaşandı

Mokamp alanında gerçekleştirilen etkinliğe Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele’nin yanı sıra Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Taşköprü Belediye Başkanı İsmail Arslan, Subaşı Belediye Başkanı Turan Canbay, Yalova Bal-Göç Başkanı Lütfü Özgür, Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, Yalova Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Cihan Yalvar ile Eskişehir ve Bursa’dan gelen Kırım Tatar Türkleri Dernekleri ve vatandaşlar katıldı. KALAKAY TIGIRTMASI, BOLLUK DOLU BİR YIL DİLEKLERİYLE YAPILDI Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri ve Yardımlaşma Derneği ve Çiftlikköy Belediyesi’nin iş birliği ile gerçekleştirilen etkinlik, İstiklal Marşı ve Kırım Marşı Ant Entkenmenin okunması ve saygı duruşu ile başladı. Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un, Kırım Tatarlarının özel günlerde oynadığı geleneksel çörek yuvarlama ‘Kalakay Tıgırtması’ ritüelini gerçekleştirmesinin ardından açılış konuşmasını Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri Derneği Başkanı Zeki Ertürk yaptı. Ertürk konuşmasında Kırım sorununun sadece Kırım’ın değil, Türk dünyasının sorunu olduğunu belirterek, “Uzun süredir hüzünlü günlerin etkisinde olan Kırım Tatar halkımız, bu şenlikte yeniden neşesini, birlik ruhunu ve enerjisini buldu. Bu anlamlı günde en büyük destekçilerimizden biri olan Belediye Başkanımız Adil Yele’ye teşekkür ediyoruz” dedi. “YALOVA’DA YAKIN ZAMANDA BÜYÜK DEPREM OLMAYACAK” Kırım Tatarı olan Jeoloji Mühendisi ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise konuşmasında Yalova’da yakın zamanda büyük bir deprem olmayacağını söyledi. Üşümezsoy, “Hem Yalova’daki hemşerilerimize, hem de sürekli Yalova konusunda deprem söylentileri ortada gezdiği için, onları bir nebze de olsa açıklamak için, seve seve geldim. Buradaki fay 1999’da zaten kırıldı, bundan evvelki fay 1719’da kırılmıştır. 1999’da kırıldıktan sonra bu anlamda Çiftlikköy’ün önündeki fay daha uzun yıllar susmuş durumda. Ama nedense bu konuyla ilgili ya da ilgisiz herkes provoke ediyor. Yakın zamanda böyle bir depremin olacağı iddiaları doğru değil" dedi. Üşümezsoy, büyük İstanbul depreminin yakın olduğunu savunanların da İstanbul’da son büyük depremin 1766’da olduğunu dillendirerek 1894 depremini es geçtiklerini ve bu söylemin popülerlik adına yapıldığını söyledi. “KIRIM, TÜRK DÜNYASININ AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele de konuşmasında, “Kırım Tatar kültürünün en güzel geleneklerinden biri olan Tepreş Şöleninde hemşehrilerimiz ile bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum. Kırım Tatarları, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Tepreş şenliği ile kardeşlik ve dayanışma ruhunu güçlendiriyoruz. Bu anlamlı günde halk oyunlarından yırlara, kültürel etkinliklerden geleneksel kalakay tıgırtmasına kadar birbirinden değerli anlara tanıklık ettik. Bu güzel organizasyonda emeği geçen Çiftlikköy Kırım Tatar Türkleri Derneği’ne, katkı sunan herkese ve coşkusuyla şenliğe renk katan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Kültürümüzü yaşatan ve gelecek nesillere aktaran bu değerli buluşmaların daim olmasını diliyorum” dedi. Plaket töreninin ardından Anife Kurtseitova liderliğindeki Eskişehir Kırım Ailesi Topluluğu ile Bursa Kırım Halk Dansları Ekibi sahne alarak Kırım Tatar halk danslarından oluşan gösterilerini gerçekleştirdi. Etkinliğin son bölümünde Kırım ve Türk bayrakları birlikte dalgalanırken, geleneksel yırları ve etnik müzikleriyle sahneyi renklendiren ekiplerin gösterileri beğeniyle izlendi.

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok” Haber

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Yalova fayı koridorunda risk yok”

Yalova’nın kültürel zenginliğini yansıtan ve Çiftlikköy ilçesinde geniş bir katılımla gerçekleştirilen geleneksel Tepreş Şenlikleri, bu yıl bilim dünyasının önemli bir ismini ağırladı. Türkiye'nin tanınmış jeologlarından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, şenlik kapsamında Yalovalı vatandaşlarla bir araya geldi. Etkinlik alanında Marmara Denizi'ndeki fay hatları, deprem senaryoları ve Yalova'nın zemin-deprem ilişkisi üzerine ezber bozan bilimsel açıklamalarda bulunan Üşümezsoy, kamuoyunda sürekli yaratılan büyük deprem korkusunun rasyonel bir temelinin olmadığını savundu. 17 Ağustos 1999 depreminde kırılan hatların yapısını mekanik ve zamansal olarak analiz eden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fay hatlarının enerji biriktirme döngülerini canlı dokulara benzetti. Üşümezsoy, Çiftlikköy'deki konuşmasında, "17 Ağustos 1999’da fay hattı Yalova’dan kırılmaya başladı; Hersek Burnu’ndan İzmit’e, oradan Gölcük ve Sapanca’ya kadar uzanan hat boyunca bir kırılma gerçekleştirildi. Faylar da tıpkı canlı bir doku gibi, kırıldıktan sonra yeniden sağlamlaşmak için belirli bir süreye ihtiyaç duyar. Bu zaman dilimi açısından baktığımızda bölgedeki faylar 1719 ve 1766 yıllarında kırılmıştı. 1999 depreminin ardından Çınarcık önündeki fay hattı da uzun yıllar sürecek bir sessizliğe gömülmüş durumdadır. Ancak nedense konuyla ilgili olsun olmasın herkes, çeşitli açıklamalarla toplumu provoke ediyor. Ben bu bilimsel gerçeği dile getirmeme rağmen, hâlâ 'Yalova’da risk ve stres birikiyor' şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Oysa 1894 ve 1999 örneklerinde de gördüğümüz gibi; bir kemik nasıl kırıldıktan sonra hemen tekrar kırılmaz ve ancak kaynadıktan sonra kırılabilecek duruma gelirse, faylar için de aynı durum geçerlidir. Deniz içinden geçen 10 kilometre derinliğindeki ve 130 kilometre uzunluğundaki bu koridorda fay kırıldığında, o bölge tekrar sağlamlaşır ve ancak bu süreçten sonra stres biriktirmeye başlar. Yılda yaklaşık 2 santimetrelik bir hareketle; 100 yılda 2 metre, 300 yılda ise 6 metrelik bir enerji birikir. Nitekim Gölcük’teki 6 metrelik kırılma, yaklaşık 300 yıllık bir stresin boşalmasıydı” dedi. Marmara'da 250 yıllık sürenin dolduğu ve büyük bir felaketin kapıda olduğu yönündeki tezlerin tarihi ve jeolojik gerçeklerle uyuşmadığını belirten Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, "Bu noktadan hareketle, 1894 ve 1999 yıllarında kırılmış bir fay hattının mevcut durumda büyük bir risk taşımadığını tekrar belirtmek gerekir. 1999 depreminden sonra birçok uzman, fayın Körfez’den çıkıp Yalova ve Adalar üzerinden tüm İstanbul’u etkileyecek şekilde kırılacağını iddia etmişti. Oysa o hat üzerinde yeterli stres birikmemişti. Fay, Yalova-Çınarcık kıyısından batıya doğru ilerliyor ancak 1894’te orada büyük bir deprem yaşandığı için bölgenin yakın vadede risk taşımadığını vurgulamıştık. Örneğin pek çok kişi, 'İstanbul’da 1766’dan beri deprem olmadı, 250 yıllık süre doldu, bu yüzden büyük bir deprem kapıda' şeklinde bir söylem geliştirdi. Bir jeolog olarak ben buna 20 yıldır karşı çıkıyorum. Nitekim Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu gibi kıymetli tarihçiler de 'Jeologlar İstanbul’un 1766’dan beri kırılmadığını söylüyor ancak 1894 depreminde, 1766’ya kıyasla 10 kat daha fazla bina yıkılmış demek ki 1894’te büyük bir kırılma var' diyerek bu durumu teyit ediyorlar. Peki, bazı jeologlar bu veriyi neden göz ardı ediyor? Çünkü sürekli 'yeni bir deprem gelecek' söylemini sürdürmek istiyorlar” diye konuştu.

Şener Üşümezsoy’dan Deprem iddialarına sert tepki Haber

Şener Üşümezsoy’dan Deprem iddialarına sert tepki

Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren açıklamasında daha öncede çok kez gündeme gelen İznik Gölü ile Adalar fayının aktif olmadığını ve Marmara’da 7 büyüklüğünde bir deprem beklentisinin gerçekten uzak olduğunu ifade etti. Türkiye’de deprem üzerine yaptığı açıklamalar ile dikkatleri üzerine çeken Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, katıldığı programda canlı yayında yine ezber bozan açıklamalarda bulundu. Özellikle New York Times’ta yayımlanan Türkiye’nin deprem haritasına ilişkin haberine yönelik yaptığı açıklamada bu tür batı kaynaklarına konu ile ilgili sert tepki gösterdi. “İSTANBUL VE ÇEVRESİNDE YIKICI YENİ BİR SARSINTI BEKLEMİYORUM “ New York Times ve Nature gibi gazetelerde yayımlanan haritaların popülist yaklaşımlar olduğunu öne süren Üşümezsoy, 99 depreminden sonra “30 yıl içinde %67 risk” diyen makalelerin süresinin dolduğunu ve bu iddiaların gerçekleşmediğini söyledi. İddia edilen büyük deprem modellerinin ne tarihte bir karşılığı olduğunu ne de gelecekte yaşanma ihtimali bulunduğunu vurgulayan Üşümezsoy, 17 Ağustos 1999 depreminin beklenen “son büyük deprem” olduğunu, bu sebeple İstanbul ve çevresinde yıkıcı yeni bir sarsıntı beklenmemesi gerektiğini yineledi. Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren kritik bir tespitte bulunarak İznik Gölü fayının aktif olmadığını belirtti. Adalar fayı için de benzer bir değerlendirme yapan Üşümezsoy, bu hatlar üzerinden yapılan “7 ve üzeri büyüklükte deprem” tahminlerinin gerçekleri yansıtmadığını ifade etti. Mustafa Turan

Şener Üşümezsoy, Esenköy- Çınarcık hattına dikkat çekti Haber

Şener Üşümezsoy, Esenköy- Çınarcık hattına dikkat çekti

Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Sözcü TV'de katıldığı programda Marmara'daki fay hatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzun süredir gündemde olan Yalova-Çınarcık ile Esenköy–Bozburun hattına dikkat çeken Üşümezsoy, popüler söylem olan "Adalar Fayı kırılacak" iddialarına kesinlikle katılmadığını belirtti. Üşümezsoy, Marmara'da risk teşkil eden tek aktif fayın Silivri'den Büyükçekmece'ye kadar deniz içinde uzanan segment olduğunu ifade etti. Bu hattı haritada yalnızca kırmızı renkle işaret ettiğini anlatan bilim insanı, bunun sebebini "başka aktif bir fay yok" sözleriyle açıkladı. MARMARA'DA KIRILACAK BÜYÜK BİR SEGMENT KALMADI Üşümezsoy, Marmara Denizi'ndeki fay segmentlerinin tarihsel süreçte tek tek kırıldığını ve enerjilerini boşalttığını vurgulayarak “1912'de Saros'a kadar olan kesim kırıldı. 1894'te farklı bir segment kırıldı. 1999'da ise Yalova–Çınarcık–Esenköy kesimi kırıldı” sözlerini sarf etti. Prof. Üşümezsoy, "Kırılan bir fay tekrar kırılmaz; bu önemli bir ilkedir. Dolayısıyla Marmara'da kırılacak hat kalmadı." diyerek ana tezini yineledi. 6,5'LUK DEPREM" İDDİALARINA CEVAP Yalova- Esenköy- Çınarcık hattında biriken stres iddialarına karşı çıkan Üşümezsoy, o bölgedeki fayın deprem üretecek birikmiş enerjisinin olmadığını öne sürdü. Bu hattın maksimum 6,5 büyüklüğünde deprem üretme kapasitesi olmasına rağmen, enerjinin olmaması durumunda depremin de gerçekleşmeyeceğini belirtti. Üşümezsoy, o bölgedeki enerjinin 1894 depremi ile tüketildiğinin altını çizdi. Esenköy'den Bozburun'a doğru fiziksel olarak bir fay hattı bulunduğunu ancak bu hattın dahi büyük bir depremi tetikleyecek stresi taşımadığını söyleyen Üşümezsoy, "Adalar'a giden bir fay yok. Bu nedenle Adalar depremi söylemi doğru değil" ifadelerini kullandı. Mustafa Turan

Üşümezsoy’dan acil uyarı! Gözler Yalova’ya çevrildi Haber

Üşümezsoy’dan acil uyarı! Gözler Yalova’ya çevrildi

Marmara Bölgesi‘nde son günlerde art arda meydana gelen depremler endişe yaratırken, deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy‘dan dikkat çeken bir uyarı geldi. TGRT Haber’e konuşan Üşümezsoy, uzun süredir dile getirilen “Adalar Fayı kırılacak” iddialarına karşı çıkarak, asıl tehlikenin Marmara’nın güneyinde, Yalova açıklarında biriktiğini söyledi. “RİSK KUZEYDE DEĞİL, GÜNEYDE” Üşümezsoy, geçmişte İstanbul’u etkileyen büyük depremleri hatırlatarak, Marmara’daki enerji birikiminin yön değiştirdiğine dikkat çekti. Üşümezsoy “1894 yılında kırılan fay, İstanbul ve Anadolu bloğu arasındaki stresi boşalttı. Bu hattın doğu uzantısı ise 1999’daki Gölcük Depremi sırasında kırıldı. Kırılmış bir kemiğin kaynamadan tekrar kırılamayacağı gibi, bu fayın da yeniden kırılabilmesi için birleşip kaynaması gerekir” ifadelerini kullandı. Uzman isim, 1999 Gölcük Depremi’nin Adalar Fayı üzerindeki enerjiyi büyük ölçüde boşalttığını vurgulayarak, enerjinin o tarihten sonra Marmara’nın güneyine aktığını belirtti. Üşümezsoy “Risk kuzeyde değil, güneyde. Enerji 1999 sonrası güneye geçti; stres Çınarcık, Esenköy ve Bozburun hattında yoğunlaşıyor” dedi. GÖZLER YALOVA VE ÇEVRESİNE ÇEVRİLDİ Üşümezsoy’un açıklamaları, Marmara çevresindeki deprem senaryolarına yeni bir bakış kazandırdı. Uzmanın değerlendirmesi, olası büyük bir depremin İstanbul’un değil, Yalova ve çevresinin merkezinde yaşanabileceğine işaret ediyor. Marmara’da sismik hareketliliğin sürdüğü bu dönemde, uzmanlar bölgedeki enerji transferlerinin dikkatle izlenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Mustafa Turan

Yalova için korkutan deprem tahmini! Haber

Yalova için korkutan deprem tahmini!

Marmara Denizi çevresinde art arda yaşanan depremler endişeye neden olurken, Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, yaptığı değerlendirmelerle dikkatleri Yalova’ya çevirdi. Üşümezsoy, deprem riskinin İstanbul merkezli Adalar Fayı'nda değil, Yalova'yı da kapsayan Güney Marmara hattında biriktiğini iddia etti. Prof. Dr. Üşümezsoy, 1999 depreminden sonra enerjinin güneye aktarıldığını belirterek, asıl riskin yer değiştirdiğini vurgulayarak, “1999 depreminden sonra enerjinin güneye aktığını görüyoruz. Bu yüzden risk, Çınarcık-Esenköy-Bozburun-Teşvikiye hattında birikiyor” şeklinde konuştu. Uzun süredir kamuoyunda dile getirilen “Adalar Fayı kırılacak ve İstanbul yıkılacak” söyleminin bilimsel verilerle tam örtüşmediğini belirten Üşümezsoy, "Kuzey Marmara’daki değil, Güney Marmara’daki faylar risk taşıyor. Bunu 1999’dan beri söylüyorum" diyerek Adalar hattının enerjisini büyük oranda boşalttığını hatırlattı. “7.0 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLENEBİLİR” Üşümezsoy, Yalova-Çınarcık hattının 1894’te kırıldığını ve bu nedenle üzerinde bugün büyük bir stresin bulunmadığını ancak tehlikenin hemen yanındaki segmentte olduğunu ifade etti. Uzman isim, özellikle Yalova'nın sahil şeridine dikkat çekerek, “Teşvikiye’den Esenköy’e kadar uzanan Bozburun Fayı, Marmara’nın güneyinde dikkatle izlenmesi gereken bir segmenttir. Bu hattın kırılması durumunda 6,5’ten 7’ye kadar bir deprem beklenebilir” diye konuştu. "İSTANBUL İÇİN DOĞRUDAN YIKIM ANLAMINA GELMEZ" Prof. Dr. Üşümezsoy, söz konusu güney hattının kırılmasının Yalova ve çevresi için büyük risk taşısa da, bunun İstanbul için bir felaket senaryosu anlamına gelmediğini de belirterek, “Bu fay hattı İstanbul’a çok yakın görünse de, doğrudan büyük bir yıkım oluşturacak kadar kısa bir mesafe değil. İstanbul için asıl kritik fay hattı farklı bir rotada ilerliyor” dedi. Üşümezsoy, değerlendirmesini, "Deprem riskini sadece genel bölge üzerinden değil, her fay hattının özelliklerine göre değerlendirmek gerekir. Zemin etütleri, yapı güçlendirme çalışmaları ve acil eylem planları bu fay hatları dikkate alınarak yapılmalıdır" çağrısıyla tamamladı.

Şener Üşümezsoy’dan rahatlatan açıklama Haber

Şener Üşümezsoy’dan rahatlatan açıklama

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Balıkesir‘in Sındırgı ilçesinde ağustos ayında meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CNN Türk’e konuşan Üşümezsoy, Sındırgı çevresinde büyük bir deprem beklenmediğini, ancak Simav hattının hâlâ risk altında olduğunu belirtti. “SINDIRGI’NIN GÜNEYİNDE BÜYÜK DEPREM BEKLENMEMELİ” Üşümezsoy, Sındırgı’daki depremin ardından bölgedeki fay hareketlerini değerlendirdi. 15 kilometrelik bir kırılmanın gerçekleştiğini ifade eden uzman, “Sındırgı’nın 7-8 kilometre güneydoğusundaki fay hattına doğru bir hareket var. Bu, bölgenin dağlık kısmında yaşanıyor. Yaklaşık 100 kilometrelik bir yüzey yırtılması söz konusu. Ancak bu, büyük bir deprem ihtimalini göstermiyor” dedi. Üşümezsoy, vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini de vurgulayarak, “6.1’lik ana depremin ardından oluşan 4.2 büyüklüğündeki sarsıntı bir artçı depremdir. En fazla 4.9 büyüklüğünde sarsıntılar yaşanabilir. Geceyi dışarıda geçirmelerine gerek yok, bu fay hattı kırılmasını tamamladı” diye konuştu. Karadeniz açıklarında meydana gelen 3.9 büyüklüğündeki depreme de değinen Üşümezsoy, bu tür hareketlerin Marmara’yı etkilemeyeceğini belirtti. “23 Nisan’da kırılan fayın ardından bölgede stres birikimi oldu. Karadeniz’deki depremler, kuzey yönünde artçı değil, tetiklenen depremlerdir. Marmara’daki fay sistemini etkilemez” ifadelerini kullandı. “GERİYE SADECE SİMAV KALDI” Bölgedeki diğer fay hatlarına da dikkat çeken Üşümezsoy, “Sındırgı ve çevresindeki iki ana fay hattı kırıldı, dolayısıyla uzun süre burada deprem beklemiyoruz. Ancak geriye sadece Simav kaldı, Simav’daki fay henüz kırılmadı” dedi. Dağlık kesimlerde kerpiç yapıların risk oluşturduğunu vurgulayan uzman, “Bu bölgelerde yıkımlar olabilir. Fayların birbirine stres aktarmasıyla Simav hattı daha da gerildi. Bu nedenle dikkatli olunmalı” uyarısında bulundu. Uzmanın uyarıları sonrası gözler çevre illere çevrildi. Fay hatlarının birbirine stres aktarması nedeniyle Simav hattındaki gerilimin artmasının, Bursa ve çevre illeri de etkileyebileceği tahmin ediliyor. “SİLİVRİ VE MARMARA’DA KORKULACAK BİR DURUM YOK” Silivri çevresinde meydana gelen sarsıntıların da endişe yaratmaması gerektiğini belirten Üşümezsoy, “Silivri’nin içinde yer alan çukur, iki kırık arasında kalan bir faydır. Burada büyük bir deprem beklenmez. Dün Karadeniz’deki deprem de aynı sistemin bir parçasıydı, Silivri’de yaşayanların korkmasına gerek yok” dedi. Marmara’daki riskli bölgeye de dikkat çeken Üşümezsoy, “1999’dan bu yana en fazla risk taşıyan hat Kumburgaz-Silivri çukurundaki 35 kilometrelik faydır. Bu fay en fazla 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretir. Ancak Silivri-Yeşilköy arasındaki hattın iki parçalı olduğunu düşünüyorum. Bu iki parça ayrı ayrı kırılırsa, en fazla iki adet 6.2 büyüklüğünde deprem olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Mustafa Turan

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.