
Büyükgümüş, siyasetin yoğun biçimde konuşulduğu bir evde büyüdüğünü, babasının Refah Partisi ve Fazilet Partisi teşkilatlarında görev aldığını, aile olarak Millî Görüş çizgisinden geldiklerini belirtti. Bu atmosferin, siyasete dair erken yaşta bir farkındalık kazandırdığını dile getiren Büyükgümüş, kampanyalarda yer almanın, toplantılara katılmanın ve sahayı tanımanın çocukluk döneminin doğal bir parçası haline geldiğini kaydetti.
EĞİTİM YOLCULUĞU: SOSYAL BİLİMLER VE KÜLTÜREL DERİNLİKİstanbul Sosyal Bilimler Lisesi mezunu olduğunu aktaran Büyükgümüş, sosyal bilimler liselerinin Türkiye’de entelektüel eğitim açısından önemli bir model sunduğunu söyledi. Lise döneminde Osmanlı Türkçesi eğitimi aldığını, bunun da kültürel ve tarihsel perspektifini güçlendirdiğini ifade etti. Okuluna verilen isim üzerinden Mümtaz Turhan’ın düşünce dünyasına yöneldiğini, “Kültür Değişmeleri” gibi eserlerin kendisine yeni bir bakış kazandırdığını aktardı.
“CUMHURBAŞKANIMIZ SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTTİ”Söyleşide siyasi hattın üçüncü ayağını “politik pratik” olarak tanımlayan Büyükgümüş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bağını dar bir partililik ilişkisinden ziyade sosyal ve siyasal bir duruş üzerinden kurduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü siyaseti “sıradan liderliğin ötesinde, bir davaya liderlik iradesi” olarak gördüğünü söyleyen Büyükgümüş, bu çizginin günü kurtarmaya değil, topluma ve tarihe dair iddia taşımaya dayandığını dile getirdi.
TEŞKİLATIN OKULU: SAHA, ESNAF VE BİREBİR TEMASBüyükgümüş, parti teşkilatlarında bulunmanın kendisine en az bir üniversite eğitimi kadar tecrübe kazandırdığını ifade ederek, siyasetin masa başında değil sahada öğrenildiğini vurguladı. Teşkilatçılığın, vatandaşla birebir temas kurmak, esnaf ziyareti yapmak, ev sohbetlerinde bulunmak ve sahayı dinlemekle anlam kazandığını belirten Büyükgümüş, gençlerin siyasete katılımı açısından da bu doğrudan temasın belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Mustafa Turan